Dünya'nın Gözbebeği, Amasra  
       

Nicedir görmek istiyordum Amasra’yı... Karadeniz Bölgesinin en görülmeye değer turizm beldelerinden biri olduğu bilinçaltımda hep duruyordu. Bir Pazar günü Amasra yolculuğunu gerçekleştirmeme sebep olan şey ise son zamanların popüler alışveriş trendi olan fırsat sitelerinin birinde görüp komik bir paraya turu satın almamdı. Bahçelievler 7. caddeden sabah saat 07.30 da başlayacaktı turumuz. Tur otobüsümüzün akü problemi ve arkasından birkaç kişinin aracı iterek hareket ettirmeye çalışması ise gezimizin maceralı geçeceğinin işareti gibiydi.


Amasra gezimizin ilk durağı, Anadolu topraklarının tek yol anıtı olan Kuşkayası Anıtı; Roma İmparatoru Claudius Cermonious zamanında Bitinya Valisi Julius Aquilla tarafından yaptırılmıştır. Rehberimizden edindiğimiz bilgiye göre anıtın solundan giden patika yol Ankara’ya ve oradan da ipek yoluna kadar ulaşabilmekteymiş. Kayaya oyulmuş anıtın solunda bir sütun üzerinde duran başı kopuk Roma kartalı, sağında ise Claudius’un başı yok edilmiş bir kabartması, anıtın üzerinde de iki yazıt vardı. Anıtın bulunduğu yerin manzarası ise gerçekten müthiş.


Kuşkayası’nı birkaç kilometre geçtikten sonra Amasra’nın en güzel görüldüğü noktaya; Bakacak Tepesi’ne ulaştık. Amasra’nın fethi öncesinde Bakacak tepesinden aşağıya bakan Fatih Sultan Mehmet, gördüğü manzaraya hayran kalmış ve hocası Akşemsettin’e şöyle demiş: “Lala, Çeşm-i Cihan bura mı ola?”.

 

 

 

Bakacak tepesinde kestane kebaplarımızı yiyip manzaranın tadını çıkardıktan sonra saatin 13.30 olduğunu farkettik. Otobüsteki herkes tur programındaki öğle yemeğimiz balık-salatanın tadına bakmak için sabırsızlanıyordu.


Öğle yemeği için durağımız ise ilçenin en iyi balık restoranlarından biri olan Çeşm-i Cihan oldu. Soframıza ilk olarak Amasra’nın meşhur bol malzemeli salatası gelmişti. Bu salatayı özel kılan şey içerisindeki en az 20 çeşit malzeme ve bu malzemelerin dizilme sırası, limon ve sirke miktarı ve bu uyumun insanın iştahını kabartan bir sunuma dönüşmesi… Hamsi tavalarımız masaya gelmeden önce salatanın yarısı çoktan bitmişti. Yemekten sonra tekne turu için sahile doğru yol aldık. Teknemiz büyük limandan başlayarak dalgakıran boyunca gidip Tavşan Adası’nı geçtikten sonra Boztepe ve Küçük Liman turu yapıp aynı güzergâhtan tekrar büyük limana ulaştı. Amasra’ya gidince fiyatı oldukça makul bu tekne gezisine kesinlikle katılmalısınız.


Tekne turundan sonraki durağımız Amasra Kalesi içinde 9. yüzyılda inşa edilmiş olan Şapel (küçük kilise) idi. Amasra’nın 15. yüzyılda Osmanlı himayesine girmesi ile mescide dönüştürülen şapel, 2002 yılındaki restorasyon sonrası kültür ve sanat evine dönüştürülmüş. Rehberimizin verdiği bilgiye göre son iki yıldır ziyarete kapalı olup ne zaman açılacağı bilinmemekte.

 

Şapeli geride bırakıp 13. yüzyıl ile 1460’da Osmanlı hâkimiyetine dek Cenovalıların idaresinde bulunan kentteki Cenova Şatosu’na gidiyoruz. Şatonun kapısındaki armalar görülmeye değer. Zamanın ileri gelen iki Cenovalı ailesinin armaları şato kapısına işlenmiş. Şato dediğime bakmayın içine biçimsiz bir ev yapılmış ve maalesef geriye sadece birkaç duvar parçası kalmış bir yıkıntı halinde şimdi.


Kentin ikinci kilisesi, 9. yüzyılda yapılmış bir Bizans kilisesi. İslam geleneğine göre bir kent fethedildiğinde en büyük kilisesinin camiye çevrilmesi adettendir. Fatih’te öyle yapmış ve burayı camiye çevirmiş. Şimdi içinde kilise olduğunu hatırlatacak hiçbir iz yok Fatih Camii'nin. Ancak burada başka hiçbir camide görülmeyen bir gelenek sürdürülüyor; cuma günleri imam kılıç çekerek hutbesini okuyor. Hz. Muhammed’in Uhud Savaşı öncesi kılıç çekerek verdiği Cuma hutbesi geleneği devam ettiriliyormuş.


Fatih Camiinden sonra son durağımız olan Ağlayan Ağaç Çay Bahçesine gidiyoruz. Enfes Amasra Manzarası eşliğinde çaylarımızı yudumluyoruz. Kafenin adı, hemen yanındaki 350 yaşında olduğu tahmin edilen, denizden aldığı nemi bünyesinde toplayıp bahar aylarında bu nemi yapraklarından damlama şeklinde bırakan selvi ağacından geliyor.

 

 


Gezimizi bitirip otobüsümüzün park ettiği noktaya doğru yol alırken, satıcılarının sadece kadınlardan oluştuğu Galla Bazarı’ndan (Kadınlar Pazarı) yöresel ve organik ürünlerden satın alarak bu güzel ve şirin Karadeniz sahil kenti turumuzu tamamladık…

 
 
   
Explorer
     
Amasra
/
Türkiye
   
Eylül 2011
 
Deneme

Gezdim.Net @ 2011