Hırçın Karadeniz'in, Sakin Yüzü  
       

Akcakoca, Karadeniz'in sakin yüzü.. Karadeniz dinginliginin son cirpinislari.. Biraz otesi Karasu, Agva, Şile, dev metropol İstanbul... Ankara'dan bir parca, İstanbul'dan bir parca ve Karadeniz harmani..

Turkiye'nin en buyuk iki sehrine sadece 3'er saat uzaklikta olan Akcakoca, Bati Karadeniz'in en guzel ilçelerinden biridir.. Yaz aylarinda, bayramlarda nispeten kalabaliklaşsa da; normal zamanlarda oldukca sakin, dingin ve yaşanilasi bir sahil kasabasi gorunumünde Akcakoca..

Kafamda ki halk profili, yillarca Ankara'nin büyüklüğünde ve kuraklığında boğulmus, sabah 8 - aksam 5 mesaisine alışmış ve bu sure haricinde ancak gereksinimlerini tamamlamaya çalişmiş memurlarin emekli olduklarinda huzur ve deniz bulabilecekleri en ideal belde olsa da; gercek profil cok daha genis.. Ozellikle buyuk sehirlere yakinligi ve yasam kolaylığı nedeniyle Dogu Karadeniz'in zor şartlarindan kaçan bircok insanin; memleketine en cok benzeyen, ayni vazgecilmez Karadenize kıyı ve birçok açidan cok daha geniş imkanlara sahip bir yere yerleşmesiyle oluşmuş bir yerlesik halk profiline sahip..

1319 tarihinde Orhan Bey Dönemi'nde, Akcakoca Bey onderliginde fethedilmiş ve "Diapolis" olan adı, Akçaşar (Akçaşehir) olarak değiştirilmiştir.

 

 

 

1934 yılında ilçe olan Akçaşar, 1943'den itibaren Akçakoca Bey'e ithafen Akçakoca ismiyle anılmaya başlanmıştır. Fethedildiği ilk günden bu yana memleketin problemsiz evlatlarindan biri olmustur Akcakoca..

Bahsettiğim gibi Akcakoca; Ankara ve İstanbul'a ozel arabanizla sadece 3 saat uzaklikla... Bir haftasonunu ayırıp Akçakoca'nin iyi otellerinden birinde bir veya iki gece rezervasyon yaptirin.. Belki "Otel Akcakoca" veya "Otel Diapolis".. Hatta uygun fiyata Akçakoca Õgretmenevi..

Kisa sureli yolculuğun ardindan ilk durak guzel bi yemek tabii ki.. Yolculugun üstüne guzel bir manti hemen limanda bulunan Evim Mutfağı'nda.. O günkü mönüye göre barbunya, taze fasülye, sarma, lahana, corba, melengüççeği ve incir tatlısı gibi pek cok yöresel lezzeti de bulabileceginiz bu sirin yerde karnimizi doyurduktan sonra, limanda kisa bir yuruyus yapiyoruz.. Büyüklü kücüklü teknelerin demirledigi limanda kaptanlar size sicak bir çay ikram edip, karadeniz şiveleriyle cok daha sicak bir sohbete sizi cekebilirler...

Limanin hemen karsisindaki Akcakoca Camii ise farkli mimarisiyle kesinlikle bir yarim saatinizi dolduracaktir.. Camii'nin altindaki Fiskobirlik ise Akcakoca'dan ufak süprizler götürmek isteyenler icin biçilmis kaftan.. Findikli helva, ezme, lokum gibi mamüllerden hem siz deneyebilir, hem de dostlariniza supriz yapabilirsiniz..

 

Buranin karsisinda ise kiyi boyunca uzanan park, her mevsim uzun uzun yürünmeye değer... Yaz aylarinda geldiyseniz meydana dönüş yürüyüşünü, akşamlari trafiğe kapatilan sahil yolundan da yapabilirsiniz.. Ilk gun tabii fazla yorulmamak gerek, mazallah deniz havasi da serttir carpar...

Tekrar arabamizi parkettigimiz limana donuyoruz, paketlerimizi birakiyoruz ve arabaya binmeden Akcakoca Hamsi Restaurant'in yolunu tutuyoruz.. Eee Akcakoca'ya gelmisken guzel bi balik ziyafeti cekmeden olur mu? Mevsimine gore baliginizi sectikten sonra ortaya gelen salata yemeğin devami hakkinda sizi beklentilere sokuyor.. Misir ekmegi ve odun ekmegiyle salatadan atistirirken, baliklar geliyor ve beklentileriniz boşa gitmedigi icin ayri bir mutlu oluyorsunuz... Koca porsiyonlari bitirebildiyseniz bir supriz daha bekliyor sizi.. Tabii ki baliğin ilaci tahin helvasi.. Burasi Akcakoca, yani demek istiyorum ki helva bile findikli.. Çayinizi yudumlarken yemegin finalini helvayla yapmaktan ayrica keyifleniyorsunuz..

Saat daha cok mu erken yatmaya? O zaman sahilde canli muzik yapan mekanlardan birine gidebilir ya da sahil yolundaki daha sakin kafelerde nargilenizi tüttürebilirsiniz.. Belki de limanda kisa bir yuruyus, deniz fenerine kadar.. Ve biraz deniz havasi esliginde yarim saat gecenin sesini dinleme..

 

 

 

Otelde guzel bir uyku cekip, beyninizi uyuşturan oksijene aliştiktan sonra ikinci gun sabahi otelinizde deniz manzarali bir kahvaltinin ardindan Akcakoca Kalesi'nin yolunu tutabilirsiniz.. Hemen arkasindaki plajda mevsimine gore yüzebilir veya manzaranin tadini çikarabilirsiniz.. Ya da hiç plaja inmeyip kalede denize karsi demli bir cay..

Saat öğlene dogru gelince vucut iyice dinclesir ve metabolizma hizlanir.. Dolayisiyla aclik tavan yapmaya baslar.. Ikinci gun ögle yemegi icin en iyi tercih ise Bülent'in Yeri'nde pidedir.. Buraya arabayla gitmeniz gerekecek cünkü Eregli Yolu üzerinde, fakat arabayla oldukca yakin...

Ve derken ikinci gunun sonu yaklasir, sigdirabildiginiz kadariyla kalan zamaninizda Aktaş Şelalesi ve Fakıllı Mağarası gezilir ve eve dogru yola cikilir..

Tabii aklinizda her zaman "daha geniz bir zamanda gelip, hem yuzmeli, hem de daha detayli gezmeli" fikri kalir...

 
 
 
   
Patron
     
Akçakoca
/
Türkiye
   
2011
 
Deneme

Gezdim.Net @ 2011